Skip to content
Yazı Renkleri
Bulunduğunuz sayfa: Anasayfa arrow Sosyal ve Kültürel Yapı arrow Köy Dili -Deyimler-Atasözleri
Köy Dili -Deyimler-Atasözleri Yazdır E-posta

MAHALLİ KELİMELER
  1. Aba:Ceket
  2. Acaplamak:Ayıplamak,kınamak
  3. Acıcıcı: Baharda kırda yetişen baharlı bir ot
  4. Aga: Ağabey.
  5. Ağa: Ağabey ve kayın biradere hitap sözü.
  6. Ağartmak: Pirinci tokmakla dövüp beyazlatmak.
  7. Ağda: Katı pekmez.
  8. Ağdırık-çöğdürük: Tahteravalli oyunu.
  9. Ağdırmak: Eşek, katır ve at gibi hayvanların yükünün bir yanının fazla gelip sarkması.
  10. Ağmak: Yükselmek,yukarı çıkmak
  11. Ağman: Kusur, eksik, kabahat, ayıp.
  12. Ağnanmak: Eşeğin yerde sırtüstü yuvarlanması
  13. Ağrı: Yön belirten söz. (Doğru)
  14. Ağşaksösü: Yağda pişmiş yumurtayı samırsaklı yoğurt içine katarak yapılan yemek
  15. Ahlat: Yaban armudu.
  16. Ahretlik: Yaşlı kadınlar arası kurulan dostluk.
  17. Akbak: Bembeyaz
  18. Akdavar:Tiftik keçisi
  19. Aktarmak: 1-Tarlayı ikinci kere sürmek. 2-Harmanda sapları alt üst etmek.
  20. Al: Hile, tuzak
  21. Alabele: Alacalı renkli
  22. Alasemet:Yeni uyanmış birinin mahmurluk hali. Az pişmiş yiyecek.
  23. Alavuz: İkiyüzlü, arabozan, dedikoducu.
  24. Alıştırmak: Bir düzeneğin farklı iki parçasını birbirine uydurmaya çalışmak.
  25. Anafur: Rüşvet
  26. Anazud: Buğday sapını kağnıya yüklemek için kullanılan üç çatallı ahşap alet.
  27. Anız: Ekin biçildikten sonra kalan kökleri.
  28. Annaç: Karşı
  29. Apalamak: Bebeğin emeklemesi
  30. Apdestlik: Eski evlerde abdest alınan yer.
  31. Aralaşmamak: Başından ayrılmamak.
  32. Ardılmak: (Bir yere) Abanmak, yüklenmek, dayanmak.
  33. Arkalı: Büyük, çok, kalabalık.
  34. Arkmak: Birine işinde yardım etmek.
  35. Arpalık: Köyün yakınındaki verimli tarla.
  36. Ars: Kümes hayvanlarına dadanan yaban hayvanı.
  37. Artma artmak: Düğün veya nişanda hediyelerin takdim edilmesi. Takı merasimi.
  38. Artmak: Bir şeyi bir yere asmak, takmak.
  39. Astar: Oda tavanı, tavandaki döşeme tahtaları.
  40. Atkı: Kadınların omuzlarına aldığı örtü. Şal.
  41. Avait: Düğün veya nişana götürülen hediye.
  42. Avkalamak: Birini azarlamak.
  43. Avlağ: Bahçe çevresine çalıdan yapılan çit.
  44. Avlamak: Bir yerin çalı ile çevirmek.
  45. Avu: Zehir.
  46. Avul: Evlerin zemin katındaki boşluk.
  47. Avurt: Ağzın iç kısmı.
  48. Avuz: Yeni buzağılamış ineğin sütüne şeker katılarak yapılan yiyecek.
  49. Ayağın almak: Ekin biçme işinin bitmesi.
  50. Ayak yolu: Tuvalet, WC, hela.
  51. Ayalama: Harmanda dövenden sonra kalan samanı toplamaya yarar ahşap kürek.
  52. Aygamber: Ay çiçeği.
  53. Ayı: Eskiden topaca verilen isim.
  54. Ayınga: Eskiden kaçak tütüne verilen isim.
  55. Aza: Taziye, baş sağlığı
  56. Azı: Kağnı dingilinin oturduğu ahşap düzenek.
  57. Bağdaş: Yere dizleri kırarak oturma şekli.
  58. Bakıldak: Boş fasulye kabuğu.
  59. Banak: Ekmeğin sofrada kalan son parçası.
  60. Banmak: Ekmeği yemeğe batırarak yemek.
  61. Başangı: Becerikli ve hamarat kız.
  62. Başlı: Başlanmış halde olan, henüz bitmemiş.
  63. Bayatsımak: Tazeliği geçmiş olmak.
  64. Baymak: Yiyeceğin midede eziklik yapması
  65. Baynımak: Gelişmek,büyümek, ilerlemek.
  66. Bazlama: Sacda pişirilen ekmek.
  67. Bebelenmek: Çocukça hareket etmek.
  68. Beğirmek: Keçinin ses çıkarması, bağırması.
  69. Belemek: Bebeği kundaklayarak yatırmak.
  70. Belleme: Ayakkabı altına vurulan deri veya lastikten yarım pençe
  71. Bellemek: Öğrenmek.
  72. Bestek: Yılışarak gevezelik eden. Sevimsiz.
  73. Bestil: Kurutulmuş meyve ezmesi.
  74. Betlem: Hıdrellezde yumurtayı boyamak.
  75. Bezeme: Vücuttaki ekzema ve kızartıları, yumurta sarısı ve kül ile ovmak.
  76. Bicik: İneğin yavrusu
  77. Bıldır: Geçen sene
  78. Binit Taşı: Hayvana binmek için kullanılan yüksekçe taş
  79. Binit: At, eşek gibi binecek hayvan.
  80. Bıkırdamak: Kıpırdayıp durmak.
  81. Bırakmak: Hayvanın düşük yapması.
  82. Bıtırak: Kırda yetişen dikenli yaban otu.
  83. Bıtlamak: Yerli yersiz durmadan konuşmak
  84. Boğsamak: Büyük baş dişi hayvanların çiftleşme zamanı, boğaya gelmek.
  85. Boğsu: Ev inşa ederken duvarların üstüne uzatılan uzun ve kalın sırık.
  86. Boğu: Düğün öncesi gelin evinden bir tepsi içinde damada götürülen hediyeler
  87. Boğursak: Çiftleşme zamanı gelmiş inek.
  88. Bondi: Bidon
  89. Bödelek: Böbrek.
  90. Bödek: Ocaklıkta sıcak külde pişmiş yumurta
  91. Böğşemek: Kirin çözülmesi.
  92. Böğür: Vücudun bel kısmının yan tarafları
  93. Bönez: (Böğez) Bu sefer.
  94. Börtmek: Haşlanmak. Dudakların ağlayacak gibi , büzülmesi
  95. Börttürmek: Haşlamak. Azarlamak.
  96. Bulamaç: Eskiden un şeker ve yağ ile yapılan basit bebek maması.
  97. Bunalmak: Sıkılmak, daralmak.
  98. Bun: Sıkıntı, yasa.
  99. Bunlu: Tasalı, sıkıntılı.
  100. Buymak: Üşümek.
  101. Buzalacı: Hamile inek
  102. Buzalamak: İneğin doğurması
  103. Bükelek: Sığırları ısırıp rahatsız eden, iri sinek.
  104. Bükelemek: Bükelek ısırması ile ineklerin oradan oraya deli gibi koşması.
  105. Bükmek: Hayvanları hadım etmek.
  106. Bürlenmek: Üstünü bir şey ile örtmek.
  107. Büryan: Kuyuda yapılan kuzu kızartması
  108. Canavar: Kurt.
  109. Cangaza: Kesilen çam dalının pürünü davar yedikten sonra geri kalan kısım.
  110. Cember: Beyaz tülbentten baş örtüsü.
  111. Cerge: Bağ ve bahçelerde dal ve yapraklardan yapılan derme çatma gölgelik
  112. Cıba: Tiftiği kırkılmış koyun veya keçi.
  113. Cıbır: Parasız, zayıf kimse.
  114. Cıdavı: Hareketli, çevik. Mert ve cesur.
  115. Cıkla: Saf, sek, katışıksız.
  116. Cılbır: Hayvanı çekmek için boynuna bağlanan ip
  117. Cin: Sinir.
  118. Cinlenmek: Sinirlenmek kızmak
  119. Cincalak: Çok küçük
  120. Cıngı: Kılımcır. Ocakta yanan odunlardan etrafa sıçrayan köz parçacıkları.
  121. Cingil: Küçük üzüm salkımı
  122. Cıngımak: Kızmak.
  123. Cınımak: Oyunda mızıkçılık etmek
  124. Cırkanak: Etin, kası kemiklere bağlayan beyaz ve sert dokulu bölümü.
  125. Cırmalamak: Kedinin tırmalaması
  126. Cırnak: İlkbaharda yetişip yenen bir ot.
  127. Cıs: Bebeklere söylenen "Dokunma,yapma!" anlamında bir korkutma sözü.
  128. Cıtlık: Özünden sakız yapılan bir ot.
  129. Cıv: Ok.
  130. Cıvınmak: Şikayetçi olmak sızlanmak
  131. Cızım: Satır
  132. Cızlama: Tavada yumurta ve hamur karışımını kızartarak yapılan ince pidemsi yiyecek.
  133. Cöfer: Cevher. Türbe toprağı.
  134. Cücük: Soğan embriyonu, taze yaprakları.
  135. Cümcük oyunu: Bebeklerin el üstünden hafif çimdikle tutarak oynanan bir oyun
  136. Cümcük: İki parmak ucu, çimdik
  137. Cümcüklemek: Çimdiklemek.
  138. Cüyümek: Soğukta büzüşmek
  139. Çantı: Evlerde duvar olarak kullanılan sırık uçlarının kertilerek birbirine kenetlenmesi.
  140. Çalacak: Yoğurt mayası.
  141. Çap: Köy emlakinin gösterildiği kroki.
  142. Çapar: Sarışın ve mavi gözlü kimse.
  143. Çaput: Kumaş parçası.
  144. Çar: Kalın tülbentten kadın baş örtüsü.
  145. Çara: Hamile ineklerin dişilik organı akıntısı.
  146. Çaynal: Eğri, büğrü.
  147. Çeç: Saman savrulduktan sonra kalan tahıl
  148. Çekel: Pulluk ve sabanın çamurunu temizlemede kullanılan ve ucunda üçgen demir olan sopa
  149. Çekelüz:Sincap.
  150. Çekiş: Sözlü kavga.
  151. Çemkürmek: Birine söz ile karşı gelmek
  152. Çepiş: Bir yaşlı keçi.
  153. Çerçi: Seyyar bakkal.
  154. Çevre: Mendil.
  155. Çeyil: Toprağın içindeki taşlı kısım.
  156. Çeyiz: (Cihiz)Gelinin düğünde sergilenen eşyası.
  157. Çığ: Balık dizilen ince söğüt dalı.
  158. Çiğindirik: Söğüdün taze sürgünleri.
  159. Çığlık: Evin hemen önünde, duvara ekli, alçak damlı, hayvan konulan yer.
  160. Çığsımak: Terlemek, nemlenmek.
  161. Çıkartma: Balkon.
  162. Çıkı: Yiyecek ve giyecek sarılan bez bohça.
  163. Çıkılamak: Yiyecek ve giyeceği beze sarmak.
  164. Çıkım: Ekin biçerken tarlada bölünen kısım.
  165. Çillenmek: Ekmeğin küflenmesi
  166. Çilte: Hayvan semerinin iki yanına yük bağlamak için takılan urgan
  167. Çımışkı: İnce uzun dal parçası
  168. Çımpalamak: Bir kabı su ile sallayıp temizlemek.
  169. Çinti: Entarinin altına giyilen astarlı uzun don
  170. Çirk: Hayvan gübresi
  171. Çırlamak: Bağırmak
  172. Çırpı: Yakacak, ince ağaç dalları
  173. Çırpıştırmak: Hafifçe vurup dövmek
  174. Çit:Basma kumaş.Bağ, bahçe duvarına çalı çırpıdan yapılan engel.
  175. Çiten: Yeni doğmuş buzağı için damın bir köşesine yapılan küçük bölme.
  176. Çitlek: Kabuklu yemiş.
  177. Çıtıl: Nohutun henüz gök iken ateşte kızartılması.Yakılan çalı çırpı.
  178. Çitimek: Çorap ve kumaşın eski yerinin örülmesi
  179. Çıtlak: Çıt çıt. Kopça
  180. Çon: Kalça
  181. Çorlu: Hastalıklı.
  182. Çotak: Ağacın gövdesinden ayrılan ana kollar.
  183. Çotura: Ağaçtan yapılan emzikli su kabı.
  184. Çöğdürmek: Ayakta bevletmek.
  185. Çökek: Çamur
  186. Çölmek: Toprak tencere. Çömlek.
  187. Çömçe: Kuyudan su çekmek için ağaç kap.
  188. Çöne: Çobanın yardımcısı.
  189. Çörte: Kırda kaynak suyunun önüne konan oluk.
  190. Çörten: Evdeki atık suyun dışarı akıtıldığı boru.
  191. Çuvaldız: Çuval gibi kaba ve kalın şeyleri dikmede kullanılan kalın ve uzun iğne.
  192. Çükündür: Pancar
  193. Daban: (Taban) Ekilip sürülen tarlayı düzlemede kullanılan alet.
  194. Dada: Bebek dilinde şeker ve tatlı yiyecekler.
  195. Dadanmak: Bir yere veya bir şeye alışmak.
  196. Dakanak: Borç.
  197. Daklaşmak: Kavga etmek için sözlü tahrik.
  198. Dalamak:Köpeğin ısırması.Bitkilerin teması ile oluşan acı.
  199. Dalaz: Toz kaldırarak esen rüzgâr.
  200. Dam: Evin, hayvanların barındığı bölümü.
  201. Damüstü: Evlerin toprakla örtülü çatısının üstü
  202. Darın: Güçlükle, ancak
  203. Davar: Küçük baş hayvan, (Genellikle keçi)
  204. Dayak: Kağnı okunu havada tutmaya yarar 1 m. boyunda sırık parçası.
  205. Debitme: Sac üstünde pişirilen açık sade pide
  206. Dedeci: Dilenci.
  207. Dene: Ekin, darı.
  208. Denk gelmek: Uymak, karşılaşmak
  209. Densiz: Lüzumsuz söz ve davranışları olan kişi.
  210. Depelik: Altın ve gümüşle süslü kadın başlığı
  211. Destimal: Mendil.
  212. Devir: Ölen birinin borç namazlarının (güya) affı için yapılan bir işlem.
  213. Deyda: “Daha, işte” gibi gösterme sözü.
  214. Dibek: İçinde tokmakla darı dövülen, taştan oyulmuş büyük havan.
  215. Didelemek: Yün ve pamuğu seyreltmek.
  216. Dıdınmak: Didinmek. Çabalamak.
  217. Diğdirmek: Bebeklerin ayakta bevletmesi
  218. Dikelmek: Birine sözle karşı gelmek.
  219. Dıkım: Ekmekten koparılan parça.
  220. Dillemek: Devamlı horlamak, kötülemek.
  221. Dilmeç: Pantolonun önünde fermuarlı kısım
  222. Dımbı: Seksek oyunu.
  223. Dımdık: Yerli yersiz konuşan, gülen.
  224. Dinelmek: Ayakta durmak.
  225. Dıngırdatmak: Dinlememek, önemsememek
  226. Direcen: Yıkılmaması için duvara vurulan direk
  227. Dîğren: Harmanda sapları ayırıp dağıtmaya yarar ucu demir çatallı alet.
  228. Diş sakızı: Bitki özünden yapılıp diş şekline getirilerek çiğnenen sakız.
  229. Ditmek: Yün ve pamuğu seyreltmek.
  230. Divdala: İş bilmemeden, çaresizlikten doğan şaşkınlık ve gerginlik hali.
  231. Divitin: Pamuklu dokuma.
  232. Diyos: Deyyus anlamında hakaret sözü
  233. Diytaban: Bir şey önemsemez kimse.
  234. Doha !: Öküzlere "dur1" emri.
  235. Dokumak:Ağacın meyvesini toplamak.Birini adamakıllı azarlamak
  236. Dolak: Kaşkol.
  237. Domuşmak: Somurtmak.
  238. Don yağı: Hayvan iç yağını eriterek yapılan yağ.
  239. Don: Saman taşımak için kağnının etrafına gerilen tiftik dokuma
  240. Döküm: Köyün ihtiyacı için hane başına toplanan para
  241. Döl: Koyun ve keçi yavrusu.
  242. Dölek: Uslu, rahat.
  243. Dölenmek: Rahatlamak, sessizleşmek.
  244. Döş: Göğüs.
  245. Döveç: Sarımsak dövülen ağaç havan.
  246. Dua: Dünürlükten sonra söz kesme töreni.
  247. Durgutmak: (bebeği) sakinleştirmek, birini niyetinden vazgeçirmek.
  248. Durlama: Çamaşır veya bulaşığı yıkadıktan sonra temiz sudan geçirmek
  249. Dumâ: Nezle
  250. Duvak: Gerdeğin ertesi günü erkek evinde kadınlar arasında yapılan eğlence
  251. Düğdem: Çiğdemin olgunlaşmış hali.
  252. Dünür gitmek: Kız istemeye gitmek.
  253. Dünürşü: Gelin veya damatın ebeveyni.
  254. Dürmek: Katlamak
  255. Dürü: Düğünden sonra yakın akrabalara bohça içinde dağıtılan hediye
  256. Düve: Dişi sığır yavrusu.
  257. Düzen: Alet, edevat. Ev eşyası.
  258. Düven: Altı çakmak taşı döşeli ve hayvanlar tarafından ekin sapları üzerinde gezdirilerek sap ile samanı ayıran araç.
  259. Düzgün: Önemli günlerde giyilen elbise.
  260. Edik: Bebek ayakkabısı
  261. Eğirmek: Didilmiş yünü büküp ip haline getirmek
  262. Eğrelti: Emanet alınan eşya.Yıkılacak gibi duran.
  263. Eke: Tecrübeli, kurnaz.
  264. Ekin kellesi: Başak
  265. Ekleşmek: Birine musallat olmak. Kavgada kucaklaşma
  266. Ekmek aşı: Ekmeğin ıslatılıp az yağ katılarak yapılan bir yemek
  267. Elcek: Ayağı tutmayanların elleri ile yürümek için kullandıkları ağaç el aleti
  268. Elekçi: Elek ve demir ev eşyası satan göçebe.
  269. Elemsama: (Alaimisema) Gökkuşağı
  270. Eleserpme: Sacda pişirilen açık, sade pide
  271. Ellik: Eldiven.
  272. Eme yaramak: İşe yaramak. Faydalı olmak
  273. Emendirmek: Yormak, zahmet vermek
  274. Emenmek: Emek çekerek özenmek
  275. Emişik: Süt kardeşler
  276. Ergürmek: Ermek, kavuşturmak
  277. Erinmek: Üşenmek
  278. Erkeç: Üç yaşında enenmiş erkek keçi
  279. Essah: Doğru
  280. Eşkere: Açıktan, aşikar.
  281. Eşme: Kırda su kaynağı
  282. Evcimekli: Ev işlerinde becerikli kadın. Hamarat
  283. Evermek: Evlendirmek.
  284. Evsikli: Genç kız, kadın.
  285. Eyecen: Bazı otların başağı.
  286. Eyren: Akarsuyun derin yeri
  287. Ezinti: Kullanılarak bitmek üzere olan sabun
  288. Falaka: Pulluk ya da at arabasında at koşum aletlerinin bağlandığı alet.
  289. Fengire: Yün eğirilen alet.
  290. Ferik: Dişi piliç.
  291. Filike: Musluk.
  292. Firek: Kapı kilitlemek için kurulan ağaç düzenek
  293. Fişitleme: Birini başkasına karşı kışkırtma..
  294. Fışkı: Damın süprüntüsü.
  295. Folluk: Tavukların yumurtladığı yer.
  296. Gağşak: Laçka
  297. Gâh: Öküze,"git" sözü
  298. Garda: Elbisede dikiş hatası. Pot.
  299. Gayli: (Galan) Artık, bundan sonra.
  300. Garsamba: Sıkışık, telaşlı zaman.
  301. Gavşurmak: İki ucunu birleştirip bağlamak
  302. Gavsalamak: Çeç üzerindeki samanlı kısmın kabaca alınması.
  303. Gayım: Sağlam, kavi.
  304. Gazel: Kavak yaprağı.
  305. Geçgeyin: Geç vakit.
  306. Gerilik: Belli zamanlar için saklanan giyecek.
  307. Genirak: Biraz geri kısım, arka.
  308. Gerneşmek: Gerinmek.
  309. Geven: Dağlarda yetişen ve hayvan yemi olarak kullanılan dikenli ot
  310. Gezdan: İki yaşına kadar dişi keçi.
  311. Gez: Ufuk çizgisi.
  312. Gezek: Hayvan gütme sırası.
  313. Gıcırganmak: Bir iş yapmaya gönülsüz olmak
  314. Gıdım: Az, bir parça
  315. Gidişmek: Kaşınmak.
  316. Gil: Bir sülale, aile veya bir grubu belirten söz.
  317. Gığışdatmak: Kâğıtları sürterek ses çıkarmak
  318. Gığşalak: Bir mantar cinsi.
  319. Gıremise: Beşibirlikten küçük (Cumhuriyet) altın.
  320. Gırna: Aksi, huysuz.
  321. Gırnata: Müzik aleti (Kemane). Hırçın kimse.
  322. Gıyımsız: Cimri.
  323. Göcen:Tavşan yavrusu
  324. Göde: Güvercin yavrusu. Kardeş.
  325. Gölez: 1 yaşından küçük köpek yavrusu.
  326. Gömgök: Masmavi.
  327. Gönenmek: Mutlu, rahat hayat yaşamak
  328. Gövelemek: Büyükbaş hayvanların çiftleşme dönemine girmeleri.
  329. Gövermek:Ağaçların yeşermeye başlaması.Bir şeye sahip olmak için duyulan aşırı istek
  330. Göynek: Humayından yapılan kısa kollu uzun atlet
  331. Göz: Gömme dolap. Oda. Pencere. Nazar.
  332. Gözer: Geniş delikli eleme aleti.
  333. Gözleme: İnce açılıp sacda pişirilen hamur işi.
  334. Güğlek: Ağaç veya oyma kabaktan yağ tuz konmak için kullanılan kap
  335. Güğürdenmek: Yeni dillenmeye başlayan bebeğin ağzından anlamsız sözler çıkarması
  336. Gülü: Hindi
  337. Gün dönümü: 21 Haziran. Yaz başlangıcı
  338. Günü: Kıskançlık.
  339. Günücü: Kıskanç.
  340. Günülemek: Kıskanmak.
  341. Gütmek: Hayvanları otlatmak. Takip etmek.
  342. Habire: Durmadan, devamlı.
  343. Hak:Gelin alma.Köyde imam, çoban ve bekçi gibi görevlilere verilen ücret.Değirmende un öğütme karşılığı verilen ekin
  344. Hakçı: gelin almaya giden kadınlar.
  345. Hakırdamak: Gürültü ile gülmek ve konuşmak.
  346. Halep: Oyulmuş patlıcan kurutması.
  347. Halkun: Üzeri taş ile örtülen su yolu.
  348. Hamaylı: Boyuna asılan muska.
  349. Hanımiğne: Çatal iğne.
  350. Harar: Büyük çuval.
  351. Harç: Düğün veya nişan için alınan yiyecek.
  352. Harda: Küştürenin içindeki kesici alet.
  353. Harpuç: Odanın tavanına konan çamur saman karışımı izolasyon şekli.
  354. Haside: Kavrulmuş un ve şekerle yapılan tatlı.
  355. Hatıl: İnşaatta duvardan duvara yatay uzatılan sırık.
  356. Hayat: Odaların arasındaki boşluk.
  357. Helke: Kulplu su kabı. Bakraç.
  358. Herene: Leğen şeklinde büyük bakır tencere.
  359. Heybe: İki gözü olan dokuma torba.
  360. Heyheylik: Delikanlılık çağı.
  361. Hiç etmek: Boşa gidermek.
  362. Hıdrellez: Eski takvimde kış aylarının bitmesi, baharın başlangıcı. (6 Mayıs)
  363. Hınkırmak: Burnundan sümkürmek.
  364. Hirk: Tarlayı sürüp dinlendirmek. Nadas.
  365. Hırtlaşmak: Düğümün sıkılanması
  366. Hokra: Hayvanların derisi altında yaşayan asalak.
  367. Holta: İki ve üç etek altına giyilen astarlı don.
  368. Horanta: Ev halkı.
  369. Horkut: Umacı, korkulan şey.
  370. Horsanba: Kaba ve yakışmayan şekilde giyim tarzı,.
  371. Hot: Sekgüdük oyununda sayı yapmak.
  372. Hoyuk: Arazideki tabii yükselti. Tepelerde çobanların taşlardan yaptığı kule. Hüyük.
  373. Hödüklenmek: Şüphelenmek, tedirgin olmak.
  374. Hödüklü: Tedirgin, şüpheci.
  375. Hökelekli: Oturaklı, ağırbaşlı.
  376. Höst: Durması ve uslu olması için ata söylenir.
  377. Höşmerim: Süt, un ve yağ ile yapılan bir tatlı.
  378. Höykürmek: Kızarak bağırmak.
  379. Husa: Merak, tasa.
  380. İdare: Eskiden kullanılan aydınlanma aleti.
  381. İfitlemek: Bir karışım içinden bazılarını seçmek.
  382. İğdiş: Hadım edilmiş at.
  383. Iğrıp: Usül,metod, yol, yordam.
  384. İğseri: Çivi.
  385. İğsi: Ocakta bir ucu yanmakta olan odun
  386. Ildırayaz: Açık havada dondurucu soğuk
  387. Ildırışık: Aydınlık.
  388. İlenç: Beddua.
  389. Ilgın: Dere kenarında yetişen ve süpürge yapılan mazıya benzer kısa boylu bitki
  390. İlkidin: Bir annenin doğurduğu ilk çocuk
  391. İmbal: Hayvana dürtülen ucu çivili sopa
  392. Iramak: Uzaklaşmak
  393. İrezgi: Menteşe
  394. Irgat: Tarlada para ile çalışan kişi
  395. Irgatlık: Ekin biçme mevsimi
  396. Irışkan: Birini imrendirme, nisbet yapma. Tahrik etme, lâf çarma.
  397. İrişkil: Sucuk
  398. İrkmek: Biriktirmek.
  399. Isınmak: Birine veya bir şeye karşı kalbinden yakınlık duymak, alışmak
  400. İğsiran: Tekneden hamur kazıma aleti.Sıyıran
  401. İskembe: Sandalye
  402. Isnuk: Sessiz, utangaç. Sönük.
  403. Işkı: Ağaç kabuğunu soyma aleti
  404. Işkın: Sürgün. Ağacın genç dalları.
  405. İşlik: Üste giyilen gömlek.
  406. İt dirseği: Arpacık denilen göz rahatsızlığı.
  407. İteği:Sac üzerinde bazlama çevirmeye yarar demir / ahşap gereç.İşe yaramaz, serseri kimse.
  408. İtişmek: Yarış, rekabet, iddia etmek
  409. İvecen (Evecik): Aceleci, telâşlı.
  410. İvmek: Acele etmek.
  411. Kababaşlak: Başı açık halde
  412. Kabala: Bir miktarın ortalama sayısı veya fiyatı
  413. Kadımalak: İlkbaharda yetişip yenen bir ot
  414. Kafakâğıdı: Nüfus cüzdanı
  415. Kahrık: Balgam
  416. Kakırdak: Çorbaya konulan dondurulmuş iç yağı
  417. Kakışlamak: İteklemek. Horlayıp kötülemek
  418. Kalbur: Geniş delikli eleme aleti.
  419. Kalgımak: Koşmak.
  420. Kalkan dikeni: Deve dikeni.
  421. Kaltak:Eski ayakkabı.Hafif, kötü kadın.
  422. Kanak sakızı: Karakavuğa benzer bir otun özünden yapılan sakız.
  423. Kancık: Hayvanların dişisi.
  424. Kandıl: İçi astarlı, saman selesinden büyük örme sepet
  425. Kanırmak: Çiviyi sökerken eğip bükmek.
  426. Kanlıca: Kırmızı renkli yenen bir mantar cinsi
  427. Kapama: Testide pişirilen etli pilav.
  428. Kapcık: Bazı meyvelerin dış kabuğu.
  429. Karaçav: Kağnının iki yanına uzatılan sırıklar.
  430. Karaca: Çörek otu.
  431. Karakavuk: İlkbaharda yetişip yenen bir ot.
  432. Karartı: Gölge.
  433. Karevle: Ayakkabı.
  434. Karık: Bahçede sebze ekilen bölümler.
  435. Karmak: Karıştırmak.
  436. Kasılmak: Bendini beğenmek, büyüklenmek.
  437. Kasım: Halk takviminde, Kasım ile Mayıs arasındaki 180 günlük süre. Kış mevsimi
  438. Kasnak: Sofrada sininin altına konan, ince tahtadan yuvarlak araç.
  439. Kaş: Toprak dam.
  440. Kaşıklağ: Kaşık konulan sepet, kaşıklık.
  441. Kav:Söğüt ağacının köke yakın yerinde oluşan mantarımsı doku.
  442. Kavsara: Sepet. Göğüs kafesi.
  443. Kavurga: Ateşte kızartılmış tahıl.
  444. Kavut: Leblebi ve kuru ahlat tozu
  445. Kaygana: Omlet.
  446. Kaykılmak: Geri yaslanıp rahatça oturmak
  447. Kazguç: Çiğdem kazma aleti.
  448. Kelesti: Gölge. Göz önünden aniden geçen belirsiz şeyler.
  449. Kemre: Hayvan gübresinden yapılan yakacak.
  450. Kenef: Helâ, tuvalet, yüznumara, ayakyolu
  451. Kerahat: Pis, hoşa gitmeyen.
  452. Kerdahlı: Kılık kıyafetine aşırı önem gösteren. Havalı
  453. Kerç: Dokundurarak konuşma. Birini ima yollu eleştirme.
  454. Kesene: Bir işin yapımını götürü almak.
  455. Kevsen: Samanla karışık tahıl. Malama.
  456. Kılavlamak: Bileylenen bıçağın yüzlerinin ince eğe ile temizlenmesi
  457. Kıldırgıç: Sallanarak, eğri büğrü yürüyen.
  458. Kınnap: Balmumu sürülerek sertlik ve sağlamlık verilen kalın dikiş ipi.
  459. Kıran: Öldürücü salgın hastalık.
  460. Kırçmak: Bir şeyi koparmak.
  461. Kırgı: İşe yaramaz, verimsiz yarık arazi.
  462. Kirellik: Banyo yapılan yer.
  463. Kırıdak: Kendini beğenen, gostak.
  464. Kırıtmak: Ayakta durmak. Gülümsemek.
  465. Kırklık: Koyun yünü ve keçi tiftiği kırkma aleti
  466. Kırma: Kalın öğütülüp hayvanlara verilen arpa.
  467. Kısımlamak (Hapazlamak): Tek elin avucu ile bir şeyi tutmak.
  468. Kıvrak: Çabuk, tez.
  469. Kıymık: Küçük odun ve ağaç parçacıkları.
  470. Kirt: Sert, kart
  471. Kısık: İki tepe arasındaki geçit
  472. Kişelemek: Tavuğu kovalamak
  473. Kıvırdım: Düğünde çeyizin cinsi, miktarı ve fiyatının tesbit edildiği yazılı tutanak.
  474. Kıyılmak: Aşırı açlıktan midenin ezilmesi
  475. Kıymık: Kesilen odunun küçük parçaları.
  476. Kızkaçıran: Siperliği kalkık erkek kasketi
  477. Kocuk: İçi kürklü parka.
  478. Koçalak: Baharda kırda yetişip yenen bir ot.
  479. Kofalmak: Sevinmek. Bir şey ile gururlanmak
  480. Koğlaşmak: Birinin dedikodusunu yapmak.
  481. Koğu: Gıybet, dedikodu
  482. Koğucu: Arada lâf taşıyan
  483. Kokak: Pis.
  484. Kolan: Semeri eşeğe bağlayan kuşak
  485. Kolçak: Çalışırken dirseğe kadar geçirilen kolların kirlenmesine engel kolluk.
  486. Konak: Saçdaki kepek. Köy odasına, imam ve bekçiye yemek verme sırası.
  487. Kongur: Öcü, umacı.
  488. Konç:Ayakkabının arka kısmı.
  489. Kostak: Kasılarak gezen.
  490. Koşmak: At ve öküzü, araba veya pulluğa bağlama.
  491. Kotarmak: Yemeği başka kaba boşaltmak.
  492. Koyultmaç: Koyun sütü ile yapılan tatlı yiyecek.
  493. Köçek: Erkek çengi
  494. Kömme: Kızgın kül içinde pişirilen bir çörek
  495. Köpen: İşe yaramaz çul.
  496. Körduman: Sis.
  497. Körenlenmek: Sönmeye, iyi olmaya başlamak
  498. Körük: Eskiden demirci atölyesine verilen isim
  499. Kösnük: Kızana gelmiş köpek.
  500. Kösülmek: Uzanıp yatmak, sere serpe oturmak
  501. Kösüre: Kesici aletleri bileme aracı.
  502. Köşmen: Şişmanca
  503. Kötücü: Bir şeyi bilemeyen, yapamayan (Çocuk).
  504. Kötülemek: Zayıflamak. Birini küçük düşürmek
  505. Kubaşık: Ücretsiz olarak karşılıklı yardımlaşma.
  506. Kubat: Öcü, korkacak şey
  507. Kulak tözü: Kulağın arka kısmı.
  508. Kullap: İlkel menteşe.
  509. Kundaklamak: Bebeği bez ile sıkıca sarmak.
  510. Kundak: Kedi yavrusu.
  511. Kunduru: Bir buğday çeşidi.
  512. Kunnacı: Hamile hayvan.
  513. Kunnamak: Hayvanın yavrulaması.
  514. Kurna: Pınardan su akan boru.
  515. Kursak: Mide, işkembe.
  516. Kuş lastiği: Sapan.
  517. Kuş tiridi: Bulamaç şeklinde bebek yiyeceği.
  518. Kuşene: İçine yemek konulan bakır kap.
  519. Kuytak: Saklanılacak kuytu yer.
  520. Kuyulmak: Acının hissedilmesi.
  521. Kuzulacı: Hamile koyun
  522. Küçülü: Nazlı, her istediği yapılan çocuk
  523. Külçe: Küçük bazlama.
  524. Küllük: Ocak külü ve çöp dökülen yer.
  525. Külüstür: Eski, işe yaramaz.
  526. Kümbül: Patates.
  527. Künge: Toz, çöp, süprüntü.
  528. Kürke yatmak: Tavuğun kuluçkaya yatması.
  529. Kürtün: Kar yığını.
  530. Kürük: Küçük kulaklı koyun ve keçi.
  531. Kürümek: Kürek ile kar, pislik temizlemek.
  532. Küskü: Kalın ve uzun bekçi değneği.
  533. Küştüre: Tahtanın yüzünü düzeltme aracı.
  534. Küt: Kötürüm. Bacakları tutmayan.
  535. Kütlük: İnsan üzerine çöken bitkinlik, uyku hali
  536. Kütül: Soğanla kavrulmuş bulgur yemeği
  537. Küymek: Hakkına razı olmak.
  538. Mahlamak: Çok aşırı yorgunluk ve yemekten hareket edememek.
  539. Makadam: Taş döşenerek yapılan yol. Kaldırım.
  540. Malak Hamuru: Un, yağ ve şekerle yapılan tatlı
  541. Malak: Manda yavrusu. Hamur tatlısı.
  542. Manca: Yemek.
  543. Mancar: Geniş yaprakları haşlanıp sarma yapılan ıspanağa benzer yaban bitkisi.
  544. Mandal: Sokak kapısına asılan ilkel kilit aleti.
  545. Masat: Bıçak bileme aleti.
  546. Maşrapa: Kulplu su içme kabı.
  547. Matçalı: Pis.
  548. Mayasır: Basur. Makatta oluşan kaşıntılı hastalık.
  549. Mayışmak: Tembellik, sıcak veya yemekten dolayı olduğu yerden kımıldayamamak
  550. Meh: "Al" anlamında söz
  551. Mernecim: Çalgısız yapılan düğün.
  552. Meşkef: Çok ağır kir. Pasak
  553. Met: Çelik çomak oyununda kısa değnek parçası
  554. Mıh: Öküz, at ve eşek nalını tutturmak için hayvanın ayağına çakılan demir çivi.
  555. Mıhlama: Soğanlı kıyma üzerine yumurta kırılarak yapılan basit yemek
  556. Mırık: Batak çamur
  557. Mısmıl: Temiz (Hayvan)
  558. Mucur: Sekiz kiloluk bir ekin ölçü kabı
  559. Musufa: Sedir, seki.
  560. Mücüre: Kilitli küçük sandık. Çekmece
  561. Nacak: Kısa saplı balta
  562. Nakıs: Aksi, huysuz
  563. Namazlağ: Seccade.
  564. Nemben: Ne bileyim ben.
  565. Nezelmek: Kumaşın eskiyip incelmesi
  566. Nişt !: İneklere "Geri git!" ünlemi.
  567. O değilden: Asıl maksadını belli etmeden.
  568. Ol görüp: Başarısızlıkta, boşa giden zaman ve emeği anlatan söz.
  569. Ok: Kağnıda, arkadan öne uzatılan büyük ağaç
  570. Oklağaç: Yuvarlak hamur açma aleti. Oklava
  571. Okumak: Davet etmek.Çağırmak.
  572. Omca: Üzüm bitkisi.
  573. Onaçça: Güzelce, iyice
  574. Onmak: Mutluluk, rahata ermek, sağlıklı olmak
  575. Oranlama: Atasözü, öykü, uydurma söz. Bir anlam ifade eden iki dizelik özlü söz.
  576. Ortancılı: Ortanca çocuk
  577. Osan: Saf.
  578. Oşkiş: Köpeği kışkırtma, saldırtma sözü
  579. Oturmak: Bir kızın, erkeğin evine kaçıp gelmesi
  580. Oturmakçı: Misafir.
  581. Oynamak: Kadın ve erkek arasındaki ayıp sayılan gayri meşru sevgi ilişkisi.
  582. Oynaş: Eski dilde sevgili.
  583. Oyulgamak: Kaba ve basitçe dikmek.
  584. Öbek: Savrulmak için yığılmış ekin saman karışımı
  585. Öcü: Çocuğu korkutmaya söylenen hayali yaratık
  586. Öğülcümek: Kusacak gibi olmak.
  587. Öhrü: Korkunç.
  588. Ölçermek: Ucu yanan odunları ocağa yaklaştırmak.
  589. Örü: Keçi ve koyun sürüsünü gece yarısından sonra yaylıma çıkarmak.
  590. Örüklemek:Ağzına kadar doldurmak.Hayvanı otlaması için uzun bir iple bir yere bağlamak
  591. Örüsger: Rüzgâr.
  592. Ötürmek: İshal olmak.
  593. Özemek: Koyu bir sıvıyı su ile karıştırıp cıvıtmak
  594. Pahal: Kimseye yardımı dokunmayan kimse.
  595. Pala: Tiftikten dokunan yer sergisi.
  596. Para: Az, azıcık, bir parça.
  597. Pasak: Kir
  598. Patoz: Saman ve taneyi ayıran harman makinası.
  599. Pazı: Bir bazlamalık hamur parçası.
  600. Pelese: Eski, işe yaramaz. Sebze fidesi
  601. Peşkir: Havlu.
  602. Peştemal: Kadınların önlerine taktıkları önlük.
  603. Pilit: Meşe ağacının meyvesi. Palamut.
  604. Pırpıt: Yünden dokunan pantolon.
  605. Pisilemek: Çocuğu aşırı sevgi ile nazlı büyütmek.
  606. Pisleğeç: Küçük kısa tahta kürek.
  607. Pısmak: Saklanmak. Şişin inmesi.
  608. Potak: Ayı yavrusu.
  609. Potur: Kaba kumaştan, arkası bol pantolon.
  610. Pörtlek: Yuvasından çıkmış (Göz)
  611. Purç: Ağaç dalında biten mantarımsı asalak doku
  612. Pusuruk: Puslu ve sisli hava.
  613. Puşumak: Somurtmak. Küsmek.
  614. Puykurmak: Yemek anında gülerek ağzından çevreye birşeyler saçmak.
  615. Pür: Çam ağacının yaprakları .
  616. Pürçek: Saç püskülü
  617. Rahmet: Yağmur.
  618. Sacayağı: Ocakta, üstünde yemek pişirilen, ekmek ısıtılan üç ayaklı demir alet.
  619. Saçı: Düğünde davetlilerin damada arttıkları para veya türlü hediye.
  620. Saçkıran: Çıyan, kırkayak.
  621. Sağdıç: Damadın yanında duran, küçük çocuk
  622. Sahan: Yayvan bakır kap.
  623. Sail: Yoksul. Yardıma muhtaç kimse.
  624. Sako: Palto, ceket gibi üst giysisi.
  625. Sal tahtası: Cenaze taşınan dört kollu tahta.
  626. Sağlak: Kırda davar ağılı.
  627. Salım:Grip.Bir pişirimlik pirinç, bulgur, makarna miktarı.
  628. Sallangaç: Salıncak.
  629. Salta: Entari üstüne giyilen sırmalı yelek.
  630. Sap: Ekinin biçilmiş hali.
  631. Sapırdamak: Konuşma ve davranışlarda düzensizlik
  632. Savsalamak: Aceleden doğan telaşlanmak.
  633. Savsalı: Heyecanlı, telaşlı, aceleci
  634. Sayı: Dönümden küçük arazi ölçüsü
  635. Sayıntı: Saygı, görgü
  636. Seğirtmek: Yetişmek için koşmak
  637. Sehim: Kura çekiminde herkese düşen pay.
  638. Sekgüdük: Esnek değneklerle oynanan bir oyun
  639. Sele: Büyük saman sepeti.
  640. Seme: Salak, sersem.
  641. Senir: Dağ veya tepelerin arasındaki sırt.
  642. Sergen: Raf.
  643. Sevgüsüz: Sevilmeyen davranışlarda bulunan
  644. Seyis: Boynuzlu keçi.
  645. Siftinmek: Omuzlarını oynatarak kaşınmak
  646. Sıkraz: Cimri
  647. Sındı: Makas.
  648. Sinirsek: Etin sinirli kısmı. Odunun sert kısmı.
  649. Sinsin: Düğünde müzik eşliğinde ateş etrafında dönerek oynanan oyun.
  650. Sıracalı: Dertli, hastalıklı.
  651. Sirke: Bit yavrusu.
  652. Sırnaşmak: Yapışıp yalakalık ve zevzeklik etmek
  653. Sivil: Deride oluşan sert kabarcıklar
  654. Sıyırmak: Kazımak, Değerek geçmek
  655. Soğukluk otu: Semizotu
  656. Soğulmak: Hayvanın sütünün kesilmesi
  657. Sokakçı: Misafir.
  658. Soku: Bir şeyi saklama yeri. Zula.
  659. Sölpümek:Yaşlılıktan derinin sarkması.Sıcak suya sokulan trikonun sarkması.
  660. Sorak: Bebeğin ağzına tülbent içinde verilen üzüm, lokum gibi şey.
  661. Sorudak: Asık suratlı.
  662. Sorutmak: Ayakta durmak, dikilmek
  663. Soyak: Gurup halinde gidiş şekli.
  664. Soyka : Soyulup hayvana yedirilen ağaç kabuğu.
  665. Soyma: Kabuğu soyulmuş söğüt dalı.
  666. Söbe: Eğri, biçimsiz, yamuk. Saklambaç oyunu
  667. Sumsuk: Yumruk.
  668. Sundurmak: (Yukarıya) vermek
  669. Sunturaç: Ayağı nallanacak öküz, at ve eşeklerin tırnağını kesmeye yarar alet
  670. Susa: Şose. Asfalt yol.
  671. Sargınlık: Kişiler arasındaki yakınlık, sevgi ve dostluk bağı.
  672. Sübüre: Yoğurtlu hamur yemeği.
  673. Sümdük: Davetsiz her yerde bulunan.
  674. Sümürtlemek: Suyu, ayranı kaptan bardaksız ve bir nefeste içmek
  675. Sünmek: Uzanmak. Ölümü beklenen hastanın yatışı
  676. Sürecek: Yeni yürüyen çocuklar için ağaçtan yapılan üç tekerlekli oyuncak.
  677. Sürgüç: Bulaşık bezi
  678. Süvari: Pantolonun dizine konan yama.
  679. Şak: Bölüm, parça, dilim.
  680. Şalaman: Yüze gülen, dalkavuk.
  681. Şallak: Üstü başı yırtık, dağınık kimse
  682. Şarlak: Şelale.
  683. Şartasız: Utanmaz, belalı kimse.
  684. Şayak: Pantolon.
  685. Şebit: Yufka
  686. Şina: Araba tekerleğine geçirilen demir halka.
  687. Şırgınlı: Yüzü gözü pis, çapaklı kişi.
  688. Şişek: Bir yaşından büyük toklu.
  689. Şum: Uğursuz.
  690. Tafra: Surat asıklığı.
  691. Tahra: Ucu çengelli odun kesme aracı
  692. Tahaşşut: Her tür biçilmiş kereste.
  693. Tahtalı kamyon: Kasalı kamyon.
  694. Takı:Düğün ve nişanda geline takılan altın.Hayvanların boynuna asılan çan, çıngırak.
  695. Takım: Sıgara ağızlığı ve tütün tabakası.
  696. Tarhana çiçeği: Güzün kırda yetişen bir çiçek.
  697. Tasvir: Resim, fotoğraf.
  698. Tavsamak: İşin uzaması, tadının kaçması.
  699. Taya: Çeltik dövülen çatallı sopa.
  700. Tek durmak: Uslu durmak
  701. Teke: Damızlık erkek keçi.
  702. Telbüz: Düzenci, kurnaz kimse
  703. Teliz: Çuval.
  704. Temre: Genelde elde oluşan kaşıntılı hastalık
  705. Tevatür: Abartılı, mübalağalı.
  706. Tezek: Hayvan gübresinden yapılan yakacak.
  707. Tımışkı (Çımışkı) : İnce uzun dal parçası.
  708. Tırbâlı: Hastalıklı, hastalığı eksik olmayan.
  709. Tir: Çeltik lekleri arasındaki yükselti, sınır.
  710. Tire Çorabı: Lastik iplikten yapılan çorap.
  711. Tıska: Soluk benizli, zayıf.
  712. Tokaç: Çamaşır dövmekte kullanılan araç
  713. Tomafil: Otomobil. Motorlu taşıt.
  714. Toman: Şalvar
  715. Tonç: İki tarla arasındaki tümseklik. Sınır.
  716. Tongur: Düzgün olmayan yuvarlak
  717. Tonra: Kir.
  718. Tosbağa: Kaplumbağa.
  719. Toyga: Yoğurt çorbası.
  720. Tozak: İnce yağan kar.
  721. Töhmürük: Balgamlı öksürük
  722. Tömek: Dam penceresi.
  723. Törsengi: Ters, inatçı
  724. Tumman: Pantolon.
  725. Turfan: Yoğurdun çalkandığı küp.
  726. Tutak: Sıcak şeyleri tutmaya yarayan bez
  727. Tutum: Hal, davranış.
  728. Tükyalı: Domatesli pirinç pilavı.
  729. Tünek: Üstünde tavukların uyuduğu sırık
  730. Tünemek: Kümes hayvanlarının kümes veya damda bir sırık üzerinde uyuması
  731. Uğunmak: Çaresizlikten sızlanmak.
  732. Ulaşıklı: Nişanlanmış kız veya erkek.
  733. Ulaşmak: Nişanlanmak
  734. Unra: Hamurun yapışmaması için serpilen un.
  735. Urba: Giyecek.
  736. Ustun: Odanın astarı.
  737. Usumuna: Gelişi güzel, kendi başına.
  738. Uşak: Küçük (Erkek) çocuk.
  739. Ut: Ar, utanma, sıkılma.
  740. Utlanmak: Utanmak, sıkılmak.
  741. Uyuntu: Serseri, tembel, uyuşuk.
  742. Üfe: İçi boş ve tanesiz çeltik.
  743. Üfelek: Yaprağından sarma yapılan ıspanağa benzer yaban bitkisi. Efelek
  744. Üleşmek: Paylaşmak, bölüşmek.
  745. Ünlemek: Bağırarak çağırmak.
  746. Ürmek: Havlamak.
  747. Ürün: Süt,yoğurt,peynir, tere yağ gibi hayvansal yiyecek mamülleri.
  748. Üşencek: Tembel.
  749. Ütmek: Oyunda karşıdakinden bir şey kazanmak
  750. Üvendire: Çift sürerken öküzleri idare etmek için kullanılan uzun değnek.
  751. Variyet: Varlık, zenginlik.
  752. Yaba: Öbek savurmaya ve saman doldurmaya yarar çatallı ağaç alet.
  753. Yağar: Yağlı kir.
  754. Yakmak: Birine veya bir olay üzerine doğaçlama ile türkü besteleyip söylemek.
  755. Yal: Hayvanlara verilen sulu yemek artıkları
  756. Yallı: Üzerine yemeği dökerek yiyen.
  757. Yama: Bayır, yokuş.
  758. Yamaç: Karşısı.
  759. Yamalık: Yama yapmaya yarar bez parçası.
  760. Yan taşı: Ocaklığın iki yanındaki taşlardan biri.
  761. Yandana: Yontulan ağaç gövdelerinin yanyana ve üstüste konularak yapılan ev (iç / dış) duvarı.
  762. Yangabuz: Aksi, geçimsiz.
  763. Yanır: Çam sakızı.
  764. Yanırlı: Sırt.
  765. Yanıt: Nişan sonrası kız evinden damada gönderilen hediye paketi.
  766. Yanmak: Aşık olmak. Sevdalanmak
  767. Yantiri: Hafif yan yürüyen. Az aksi huylu.
  768. Yapışak: (argo) Birinin yanından ayrılmayan
  769. Yaren: Arkadaş, dost
  770. Yarılgan: Su ve sel ile yarılmış arazi.
  771. Yarım: 16 kiloluk tahıl ölçü birimi
  772. Yarışmak: Koşmak
  773. Yarsımak: Gördüğü bir şeyi canı çekmek.
  774. Yaslağaç: Saca ekmek koyma ve alma aracı.
  775. Yaşmak: Gözler açık kalacak şekilde başı örtmek.
  776. Yatsılık (Uykuluk): Uzun gecelerde yatmadan önce yenilen yemek.
  777. Yayık: Yoğurttan süt çıkarmaya yarar ahşap araç
  778. Yayılmak: Hayvanların otlaması.
  779. Yaylım: Otluk alan.
  780. Yazı: Düz arazi.
  781. Yazma: Baş örtüsü, yemeni.
  782. Yazmak: Birini dövüp hırpalamak.
  783. Yel: Kas ağrısı.
  784. Yelmik: Baharda yetişip yenilen bir ot.
  785. Yençek: Hafif, oturaklı ve ağırbaşlı olmayan.
  786. Yeşilustan: Yeşil renkli kertenkele.
  787. Yetirmek: Denk getirmek, yetiştirmek
  788. Yetmek: Arkasından yetişmek.
  789. Yilikmek: Yaramazlık yapmak.
  790. Yoluşmak: Bir şeyi yapmaya uğraşmak, çabalamak.
  791. Yosmak: Zannetmek.
  792. Yöniğne: Yorgan iğnesi.
  793. Yörelenmek: Hafif bir şeyler yiyip açlığı yatıştırmak.
  794. Yuka: (Yufka) Hafif, ince.
  795. Yular: Hayvanın başına geçirilerek çekilen urgan
  796. Yumak: Yıkamak
  797. Yummak: (Gözlerini) Kapatmak
  798. Yunmak: Yıkanmak
  799. Yuntu: Bulaşıktan artan kirli su.
  800. Yuvak: Evin akmaması için yağmur yağınca kaşda gezdirilen ağır taş silindir
  801. Yüklük: Odalarda yatak konulan gömme dolap
  802. Yürüklü: Aş ermiş hamile kadın.
  803. Zağmak: Akmak, kaymak, kaçmak
  804. Zahra: Hayvan yiyeceği. Saman, yem, ot. Zahire.
  805. Zebella: İri yarı.
  806. Zebinlik: Islaklık, çamur, çökek.
  807. Zelve: Boyunduruğun öküz boynuna geçirilen kısmı
  808. Zere: Bir sebebi anlatmak için kullanılan söz.
  809. Zevklenmek: Biri ile alay etmek.
  810. Zevzek: Lûzumsuz, boş konuşan.
  811. Zıbın: Bebeklerin içine giydirilen ince içlik.
  812. Zilif: Öne doğru dökülen saçlar. Zülüf.
  813. Zilli: (Argo) Alımlı gösterişli kadın.
  814. Zivrik: Ekinin filizlenmiş hali.
  815. Zılgar: Yeni yetişmekte olan çam fidanı.
  816. Zıravut: Çok iri.
  817. Zırıncımak: Huysuzlanmak. Boş yere ağlamak
  818. Zırtaboz: Laf, söz dinlemez kimse
  819. Zırzavut: Sebze çeşitleri
  820. Zırzop: Düşüncesiz.
  821. Zobu: Büyük, iri.
  822. Zölbür: Hantal, dağınık ve savruk kimse.
     

 

 
MAHALLİ DEYİMLER
 
 
  1. Ağız aramak: Birinin niyetini konuşarak öğrenmeye çalışmak.       
  2. Ağız eğmek:   Birine mihnet etmek, ezilip  büzülerek rica etmek
  3. Ağız kokusu dinlemek: Alacaklı birinin başa kakması ile üzülmek. Yersiz  isteklere katlanmak.
  4. Ağız mezelemek: Birinin konuşması ile alay etmek.
  5. Ağzını kiraya vermek: Fazla konuşmama hali.            
  6. Ağzının kırımı: Söylenmek istenen asıl şey, niyet.
  7. Akıllı yanmak: Bir felaket durumunda aklını kaybetmeden üzülmek.            
  8. Allah Allah ile tay öğretmek: Zorluk içinde bir işi yapmaya çalışmak.
  9. Ardından taş atsan yetişmez: Çok hızlı koşmak, kaçmak.
  10. Arka pazarı : Gıyabında.              
  11. Ateş almaya gelmek: Geldiği yerde fazla kalmak istememek.   
  12. Atta alın yiğitte burun : Burnu büyükler için teselli edici söz.    
  13. Ayağı yanık kedi: Çok sokak gezen.
  14. Ayakkabısı (bir yerde) kalakalmak: Beklenilen yere fazla gelmeyen için kullanılır.        
  15. Aza vermek: Başsağlığı dilemek.
  16. Bağ elması: Evin oğlunun çocuğu.
  17. Baş-göz etmek : Çoluk çocuğu evlendirmek.    
  18. Başı bozulmak: Eşi ölerek veya boşanarak  dul kalmak.
  19. Başı göğe değmek : Çok istediği bir şeye sonunda sahip olan için kullanılır.
  20. Başını bağlamak: Evlendirmek.                
  21. Bohçayı atmak: Nişanı bozmak.
  22. Canı burnunun ucunda :Çok sıkıntıda.
  23. Canını iliğini kurutmak: Çok aşırı üzmek.
  24. Cıngıbatlık çıkarmak: Razı olmayarak itiraz etmek. Oyunbozanlık etmek.         
  25. Cıtlık sakızı gibi: Yapışkan.                
  26. Ciğeri arkasına yapışmak: Birinin sıkıntıdan çok canı yanmak.
  27. Cin atına binmek: Aniden aşırı sinirlenmek.
  28. Çala çala bir havaya dönmek: İşlerin zamanla düzelmesi.                  
  29. Çam dibinde büyümek: Kaba, anlayış ve izandan yoksun. Magandalık.
  30. Çaplı çengelli: Sitemli, kerçli ve dokundurarak konuşma.
  31. Çaya konmak: Dereye çamaşır yıkamaya gitmek.
  32. Çeltik otu ateşlemiş gibi: Sıgara içilen yerde çok fazla duman olması.     
  33. Çingene çalar, kürt oynar : Bir yerdeki düzensizlik, kargaşa, karışıklık.
  34. Çöğ çöğ durmak (Tay tay durmak) : Yürümeye başlayan  çocuğun ayakta durmaya çalışması
  35. Çukurcalı’ nın tekne keseri: Hep kendi çıkarını düşünen.
  36. Dağ elması: Evden gelin olup giden kız evladın çocuğu.
  37. Değirmende yattığına saymak: Bir yerde gönülsüz kalmak, eğlenmek.
  38. Deli kızın çaydan geçtiği gibi: Düzensiz, karışık, sallapati iş tutmak.
  39. Deli kızın derdi başka: Gündem dışı konuşmak veya iş görmek.                      
  40. Dene şekeri: Kolay iş, zorluk çıkarmayan kişi.       
  41. Dirsek çürütmek: Özellikle eğitim görmekle ilgili emek çekmek.  
  42. Dokuz Çarşamba bir arada: Bütün zorlukların bir araya gelmesi.
  43. Dokuz okkalık ağartma tokmağı gibi  : Çok ağır söz ve davranış.
  44. Domuzun yattığı yeri bilmek: Uyanıklık, sinsilik, hinoğlu hinlik.  
  45. Dıraca dıraç (Dirence direnç) gelme: Farklı seviyedeki kişiler arasında olan çirkin tartışma.
  46. Ekmeğini eline almak: Düzenli bir iş sahibi olmak.
  47. Ele karışmak: Çocukların evlilikleri sırasında dünürlerle kurulan ilişki.
  48. Eli (bir işte ) kalakalmak: Eli bir işe yakışmamak, yatkın olmamak.
  49. Elinin gözü olmak: Oyunda beklenilen kâğıt veya taşın önceki oyuncu tarafından atılması.
  50. Elleri yanına gelmek: Bir zorluk karşısında çaresiz kalmak.
  51. Essaha binmek: Bir işin gerçekleşmeye başlaması, şakanın gerçeğe dönmesi.  
  52. Etten önce çömleğe girmek: Sabırsızlık.
  53. Ev görmek: Yeni alınan bir evi ziyarete gidip kutlamak.
  54. Ev köy olmak: Evlenip hayata karışmak.
  55. Fırsat yasırı: Fırsat düşkünü                
  56. Gavurun alabacağı: Uyanık, düzenbaz  kişi.
  57. Gıcırdamaz kağnı: Ağır hareket eden, çabuk olmayan.
  58. Göğe merdiven kurmak: Olmayacak şeyler istemek için yapılan işler.
  59. Göz güheri: El işi için göz ve el emeği çekmek.
  60. Göz kararı: Gerekli miktarı bakarak bilmek, almak.
  61. Göz veremi: Çaresiz hastalık ile yatana bakanın üzüntülü hali.
  62. Göz yaylımını almak: Bir güzelliği seyretmek. 
  63. Gözü vel fecr okumak : Gözün, asıl ilgi alanı dışında da başka şeylerle meşgul olması durumu. 
  64. Gözüne bakmak: Birini aşırı korumak, sakınma, üstüne titremek.
  65. Gücünü üzmek: Üzüntü vermek.
  66. Gümüşün kırığı gibi oturmak: Hiçbir işe yaramadan tembelce oturmak.           
  67. Hak etmek: Biri ile başa çıkmak, dövmek, yenmek, alt etmek.               
  68. Hak olmamak : Bir kimseyi  herhangi bir konuda ikna edememek.
  69. Heryer heryerde: Her şeyin birbirine karışması.
  70. Hora geçer : İşe yarar.
  71. İbrik (Testi) gibi oturmak: Çaresiz ve  bir yerde oturup kalmak.
  72. İçten pazarlıklı: Kişinin işine gelmediği zaman gerçek niyetini saklaması.              
  73. İğdir güveyi gibi kırıtmak: Düzgün kıyafeti ile çalışmadan durmak, gezmek.
  74. İki elim on parmağım yakanda: Hakkını helal etmemek.                    
  75. İnce iğnenin gözünden Hindistan’ ı seyretmek: Gözünden bir şey kaçmamak. Olayları  detayları ile dikkatli incelemek.                                                                   
  76. İşi kül: Hali ve sonu iyi değil, umutsuz, ölümcül.
  77. İyi yere dükkan açmak:  İşlerin olumsuz, başarısız gitmesi, kazanamamak.
  78. Keyif benim köy Mehmet ağanın: Varlıkta gözü olmayıp, miskin ve tembel olma hali.
  79. Kabımızda kaynamaz: Yüz kızartıcı  alışkanlıklara sahip olmadığını belirtmek.     
  80. Kabuğa kıstırmamak: Adam yerine koymamak                                   
  81. Kabuksuz yumurtlamak: Heyecanlı ve sıkıntıdan  vakit geçirememek.
  82. Kalkamadığından oturmak: Uzun zaman sonra çocuğun birden yürümeye başlaması.
  83. Kara fiğ çiçi gibi: Kapkara, esmer.      
  84. Karada ölüm yok: İşlerinyoluna girmesi hali.   
  85. Karda izini belli etmemek: Sinsi, içten pazarlıklı.     
  86. Karnı arkasına geçmek: Çok zayıf veya aşırı acıkma hali.        
  87. Kız evi naz evi: Dünürlükte kızı alırken bir çok defa gidip gelmek.
  88. Kocası olmak: Arkadaş, yanından hiç ayrılmayan.                    
  89. Kösüreye tutmak: Birini zor bir işe görevlendirmek. İkiyüzlülük.
  90. Kös yaylaya göndermek: Sevilen birine şaka ile eziyet edilmesi.
  91. Kötü köy bellemek: Birini devamlı azarlayıp durmak.    
  92. Kudurup kuyruğunu eline almak: Anormal derecede yaramazlık ile çevreyi rahatsız etmek.
  93. Kulak asmamak: Kendisine söylenenleri, önemsememek.      
  94. Kuyruğu tava sapı gibi olmak: Açık farklı yenilip suspus olmak.
  95. Kütlük çökmek: Birden uykusu gelip uyuklamak.                      
  96. Kütü otururken bilmek: Gözünden bir şey kaçmamak.      
  97. Kütüğü dibinde büyümek: Ufku,anlayışı az  olmak. Kimseye faydası olmamak.
  98. Mevlam kakacı: Çok aşırı zayıf.
  99. Meymana mesmana: Hiçbir şeye aldırış etmeden, kendi halinde.
  100. Mürekkep yalamış: Kültürlü, bilgili.    
  101. Oğlak bacağı gibi: Uzun filtreli sıgara için kullanılır.    
  102. Oğlan içinde kız eşek: Kızların içinde bulunan erkek çocuk için söylenir.
  103. Oldu olacak kırıldı nacak : Sonuç ne olursa olsun katlanmaya razı olmak.       
  104. Oyulmadık kabağın içinden çıkmak: Umulmadık yerde bulunan kimse.
  105. Pılıyı pırtıyı toplamak: Gitmek üzere eşyaları toplamak.
  106. Sabahı darın etmek: Sıkıntıdan zor vakit geçirmek.
  107. Samırsağı sirkeyi hesaplamak: Bir işteki her türlü risk ve masrafı aşırı düşünmek.
  108. Sel getirmiş gibi: Bir yerde oturup kalmak, kalkamamak.                     
  109. Sel önünden kütük kapmak: Bir şeye acele ile sahip olmaya çalışmak.   
  110. Somun kağnısı: Gök gürültüsü.
  111. Sövülmedik yeri sırtında kalmak: Çok hakarete ve küfüre maruz kalmak.
  112. Söz kesen : Yemek sonunda gelen tatlı.
  113. Sözümüz sağlığa: Yapılacak bir iş için sağlıklı olma şartı.
  114. Süt dökülse yalanır olmak: Bir yerin veya evin tertemiz olması.  
  115. Şeytan şeplemesi: Yüzünde veya bedeninde fiziksel görünüm itibarıyla tuhaflık olan kimse.
  116. Tebelleş Olmak: Birinin başından ayrılmamak, dadanmak, ona musallat olmak   
  117. Tekne kazıntısı: Ailenin son çocuğu, son beşik.        
  118. Toncunu oynatmamak: Söyleneni yapmayan, tepki vermeyen, hareket etmeyen.
  119. Tozut da dayın görsün: İsteği yerine getirilen çocuğa, artık gitmesi için söylenir.
  120. Üzük belli tazı: Aşırı zayıf kimse.
  121. Yağı ile yaza çıkmak: Sağlıklı, diri bir vücuda sahip olmak.                              
  122. Yere bakan yürek yakan: Ne düşündüğü belli olmayan.
  123. Yere göğe sığmamak: Sevinçten ve sıkıntıdan yerinde duramamak.
  124. Yıkık değirmende kırk gün eğlenmek: Bir yerde gereğinden fazla durmak.    
  125. Yüz göz olmak: İlişkilerde resmiyetin, ciddiyetin kaybolması, aşırı samimiyet.         
  126. Yüze durmak: Birinin sözüne sertçe karşılık vermek.
  127. Yüze piyaz: Birinin yüzüne iyiliklerini anlatırken söylenir.           
  128. Yüzlü çıkmak: Pişkinlik

 
DİL KURALLARI

Türkçe Kelimelerin Köy Dilinde Söylenirken Kuralları:

1. "Yor" eki yerine "yatu" eki kullanılır; gelipyatu, durupyatu, uyuyupyatu, gezipyatu ...

2. "Yor" eki yerine "duru" eki kullanılır; gelipduru, uyuyupduru, gezipduru, gülüpduru...

3. Kelime sonlarında "n" harfi "ğ" harfi gibi okunur; gittiğ, geldiğ, yazdığ, yaptığ...

4. Sesli harflar, başka sesli harflerle değiştirilir; elma/alma, helva/havla, şeker/şikar, erik/erük, demir/demür, yanık/yanuk, emir/emür, toplanırdı/toplanıdu, kaşık/gaşuk...

5. Sert harfler, yumuşak harflerle değiştirilir; tatlı/datlı, kadın/gadun, kıymet/gıymat...

6. Bazı harfler yutulur; anlatmak/anatmak, kaptırmak/gaptumak, götürmek/götümek...

7. "Yor" eki, olumsuzluk durumda çift "y" ile söylenir; gelmiyor/gelmeyyor, bilmiyor/bilmeyyor...

8. Bazı kelimelerin başına harf getirilir; rezil/erezil, Ramazan/Iramazan, razı/ırazı...

9. E ve İ harfleri ses değişmesi görülür; yemek/yimek, ver/vir, yedi/yidi.

10. Damak ünsüzü (n) harfi korunmuştur; deniz/değiz, dünür/düğür, bana/bağa, gönül/göğül, babanız/babağız.

11. Bazı kelimelerde ikizleşme görülür; eşek/işşek, döşek/döşşek, sıcak/ıccak, azıcık/eccük.

12. R ünsüz harfi düşer; toplanırdı/toplanudu, geldiler/geldile, oldular/oldula, bilir/bilü, yaptılar/yaptula.

13. Damak ünsüzü K değişir; tarak/darah, bıçak/bıçah, yoksulduk/yohsuluduh, yık/yıh
 
 
 
 
 


DUALAR/BEDDUALAR



Adıyla yaşasın

Eline sağlık

Allah "tut elimden" dedirtmesin

Allah afatından esirgesin

Allah kavuştursun

Elin, kolun ağrımasın

Hacılara gidesin

Hacı sofrası olsun

Geçmişlerinin canına değsin

Başın bozulmasın

Allah bir yastıkta kocatsın

Allah elden avuçtan düşürmesin

Allah gönlündeki muradı versin

Allah iman-ı kamilden ayırmasın

Allah iş gayısı versin

Allah kapılara baktırmasın

Allah muhannete muhtaç etmesin

Allah satı pazarı versin

Allah bereket versin

Allah ağız tadıyla yedirsin

Allah emeğini zayi etmesin

Ondan olanı da ona etsin

Eline yakıştırsın



Kara haberi, kanlı gömleği gelsin

Gönenmesin

Don bulsun da göynek bulmasın

Boyu devrilesice

Baykuş ötsün

Dul evlere duvaksız gitsin

İrmeyesice

Allah'ından bulsun

Başını, bağrını yesin

Sürüm sürüm sürülsün

Kıran girsin

Dökülekalsın kılığın

Gönenmeyesice

Allah belanı versin

Allah oğul ekmeği yedirmesin

Ciğerinin bağından vurul

Kaynak: 1- Yabanabad 2000, Öğretmen Muzaffer EKER.
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Duyurular

İnceöz Köyü Odası   ÖNEMLİ DUYURU!
SİTEMİZE GÖSTERİLEN İLGİNİZDEN DOLAYI TEŞEKKÜR EDİYORUZ.
SİTEMİZİN İÇERİĞİNE DAHA RAHAT ULAŞABİLMENİZ İÇİN LÜTFEN ÜYE OLUNUZ.
DAHA SONRA HER ÜYEMİZE YETKİ VERİLEREK SİTE İÇİNDE AKTİF OLABİLMESİNİ VE HER TÜRLÜ HABER ,DUYURU,DAVETİYE,YAZI,RESİM VE VİDEO EKLEYEBİLMESİ SAĞLANACAKTIR.
ÜYE OLARAK GİRİLDİĞİNDE ÜYELİK ADINIZ VE SİTEDE KİMLERİN OLDUĞU GÖRÜLEBİLECEKTİR.
SİTEMİZ ÜYE OLANLAR ARASINDA İLETİŞİMİ SAĞLAMAK ÜZERE KÖY ODASI BÖLÜMÜ AÇILMIŞTIR.

Sitemize Gönderebilecekleriniz Sitemiz sizlerin gönderdiklerinizle zenginleşecek
Siz değerli köylülerimizden sitemize üye olmanızı ve girişlerinizi üyelik şifrenizle yapmanızı istemiştik.Sitemize üye olanlar sitemize her türlü bilgi,belge,davetiye,yazı,resim ve haber girişlerini yapabileceklerdir.
Bizimle paylaşmak istediğiniz ileriye dönük fikirleriniz,acınız ,sevinciniz ,duygu, düşüncelerinizi ve haberlerinizi bekliyoruz.Sitemiz sizlerin gönderdiklerinizle zenginleşecektir.




Köyümüze Ait Web Sitesi

Siz değerli köylülerimize ulaşmak,karşılıklı iletişimi gerçekleştirmek,köyümüz gençleri arasındaki aynı köyden olma ortak bilincini geliştirebilmek ve köyümüzle ilgili her türlü haberi paylaşmak amacıyla yeni web sitemiz yayına açılmıştır.

Gençlerimizin bu siteye sahip çıkmaları ve benimsemeleri,gereken ilgiyi göstermelerini bekliyoruz.



Ziyaretçi Defteri

Son Yazılan Mesaj
H.İbrahim Koçak
Ahir zaman. İşareti dinin, insani ve akr
H.İbrahim Koçak
Mustafa Bey, 
Şifremi unutmuşu
H.İbrahim Koçak
Memleket haberlerini,sitelerini izlerken
Ziyaretçi Defteri - Görüşleriniz bizim için değerlidir...

Okuyucu Yorumları

  • 07-12-2013 tarihinde öğlen 12:00 da Kezban Çevik'i...
  • mustafa hocam resim eklemek istiyorum. nasıl ekley...
  • o tarihlerde açıköğretim sınavı var keşke bir haft...
  • Halil İbrahim hocam ağzına yüreğine kalemine sağlı...
  • allah bağışlasın. iyi ki doğdun elif duru

Köy Müzik Kutusu

Error:
Adobe Flash Player needed.

Radyo Slow Fm


Sitene Radyo Ekle


Üye Girişi






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol



KDS Konsepti | COMPETAN Bilgi Teknolojileri | Profesyonel Web Projeleri - Web Tasarım - Hosting - Alan Adı Tescili - Köy Dernek Sitesi - Köy Sitesi - Dernek Sitesi -  - Köy Dernek Web Sitesi - Köy Web Sitesi - Dernek Web Sitesi - Kişisel Web Sitesi - Şirket Web Sitesi - Kişisel Site - Şirket Sitesi - Şahıs Sitesi - Şahıs Web Sitesi